loader
Foto

DOĞADA OLMAK KORKUSUZCA


Ben dağları sevmem, doğada olmak bana göre değildir, korkarım, böcekler var, yerimi yadırgarım, vahşi hayvanlar gelir; diye bir sürü beynimizde yoğurduğumuz varsayımlarla doğaya ve dağlara öcü bakanımız çoktur. Halbuki hepimiz doğadan ve topraktan gelmedik mi? 
Hep ön yargılarla hayat geçmez ki! Biraz rahatlayın, ayağınızı uzatın oturduğunuz yerde. Şöyle bir düşünmeye başlayın ve beraber bir yolculuk yapalım bakalım neler varmış neler...
Bir dağcı, doğayı seven ve asla doğadan vazgeçemeyeceğini bilen birisi olarak; yaklaşık 35 yıldır tırmanırım ve doğada olmaktan büyük haz alırım. Bu nasıl muhteşem bir olgu ki; o kadar yıldır aşkım hiç bitmedi. En güzel sevgili olsa bile bir yere kadar dersiniz. Ama doğa farklı bir sevgili, farklı bir ana, farklı bir baba. Vermekten hiç bir zaman bıkmayan ve hazzını yitirmeyen kocaman bir mekan. Her canlıyı içinde barındırıyor ve sahiplenip doyuruyor. Yaradanın insanoğluna çok büyük bir bahşedişi diye de düşünebilirsiniz. 
  Evet bu kadar güzel olan bir dünyanın nimetinden faydalanmak gerekir diye düşünüyorum. Ama burada bir sürü amalar çıkıyor karşımıza. Güzel bir yere gitmek isterseniz, oranın kuralları vardır ona uymak zorunda kalırsınız ve disiplini asla bozmamanız gerekir. Gittiğiniz o yerden bazı bedeller ödeyerek faydalanırsınız. Bunun gibi sayacak bir çok örnek sıralayabiliriz. 
 Peki; doğa sizden ne istiyor?
Hiçbir şey! Sadece huzuru bozmayın, doğayı kirletmeyin ve diğer canlıların da orada yaşadığını unutmayın. Onların ortamını  bozmadığınız sürece hiçbir şey istemez.
O zaman bize düşen sadece, bahşedileni güzelce kullanmak ve o havayı teneffüs ederek, huzurla kalmak. 
 Çadırınızı kurup doğada kalmak istediğinizde, sadece kulaklarınızı ve kalp gözünüzü açık bırakın her sese. Gecenin  karanlığında doğada duyabileceğiniz üç önemli şey vardır. Yanı başınızda yanan odun ateşinin çıtırtıları ki bu size hüzün verecektir. Kendinizi onun ahengine bırakarak gözlerinizi dinlendirebilirsiniz. Aklınızda geçmişinizi tarayın hayallerinizi koyun o ahengin içine. Belki içinizden gelen bir türkü, güzel bir şiir olacaktır; onu mırıldanın, eşlik etsin odun ateşinin çıtırtılarına. Kendi kendinize konuşmalarınız size sırdaş olacaktır. Aldırış etmeyin ve çekinmeyin size deli diyecek kimseler yoktur. Sahnesi ve ödüllendirmesi olmayan tek yerdir yanıbaşınız. Sesim kötü çıktı, şiir okuyamam demeden. İsli demlikte ve odun ateşinde, kaynayan çayınızı yudumladıkça; size eşlik eden kuş sesleri, gecenize renk katacaktır. Bazen dağlardan veya ormanın içinden garip sesler gelecektir. Aldırış etmeyin siz onlara zarar vermediğiniz sürece onlarda size zarar vermeyecektir. 
Kokusu buram buramdır doğadaki tüm bitkilerin. Yaradan hepsini ayrı bir koku, tat ve güzellikte yaratmıştır. Sizi beslemek için bir çok nimetini sunmuş bir cennetin içerisindesiniz. Duyduğunuz her koku size bir rahatlık ve tatlı bir yorgunluk hissi verecektir. Doğa her zaman dosttur doğru kullanabilirsek..!

Bünyamin Akbulut 
“Kemankeş”


Yazarın Son Yazıları

A Gazetem İle Dünya'dan Haberdar Olun..